Tarih: Pts Hzr 30, 2008 8:54 pm Mesaj konusu: Ermenilere Kol Kanat Gerdiler
Ermenilere Kol Kanat Gerdiler
Tuncay Opçin
Yeni Aktüel
29.6.2008
Az Sayida Da Olsa Bazi Osmanli Bürokratlari Ittihatçilarin Hismina Ugramayi Göze Almis, 27 Mayis 1915'te Çikartilan Tehcir Kanunu'na Direnmisti
Ermenilere Kol Kanat Gerdiler
Tuncay Opçin /
Ermenilerin zorla sürgün edilmesi, yani tehcir karari, 1915 yilinin ilk aylarinda alindi. Ittihatçilarin bu karari istisnasiz tüm Anadolu'da uygulandi. Ancak buna uymayan bürokratlar da vardi. Konya Valisi Celal Bey, Kütahya Mutasarrifi Faik Ali (Ozansoy) Bey, Yozgat Mutasarrifi Cemal Bey gibi bir avuç isim, bu karara direnç gösterdi. Bu isimlerin bir kismi sürüldü, bir kismi da Teskilât-i Mahsusa tarafindan öldürüldü…
Trajedi kelimesi neyi tarif ediyorsa, Ermenilerin 1915'te, Anadolu'da yasadiklari tam da oydu. Onbinlerce insan evlerinden, yurtlarindan, yuvalarindan koparilmis bir bilinmeze dogru sürükleniyordu. Anadolu'nun dört bir yanindan kafileler Suriye çöllerine, Der Zor'a akiyordu. Binlercesi yollarda öldü. Bir o kadari da anne babalarindan, kardes ve evlatlarindan koparildi.
Ittihat ve Terakki Hükümeti, 27 Mayis 1915'te kabul edilen Tehcir Kanunu'nu son sürat uygulamaya sokmustu. Üç maddelik kanun "ülke sinirlari içerisinde asayisi bozanlarin" sürgün edilmesine imkân veriyordu. Ancak sayilari iki elin on parmagini geçmese de Ittihatçilarin bu uygulamasina karsi çikanlar da oldu. Konya Valisi Celal Bey, Ankara Valisi Hasan Mahzar Bey, Kastamonu Valisi Resit Pasa, Basra Valisi Ferit Bey, Yozgat Mutasarrifi Cemal Bey, Kütahya Mutasarrifi Faik Ali Bey, Müntefek (Basra) Mutasarrifi Bedii Nuri Bey, Lice Kaymakami Hüseyin Nesimi Bey ve Besiri (Batman) Kaymakam Vekili Sabit Bey isimlerini bilebildiklerimiz. Bu isimlerin bir kismi görevden alma, meslekten uzaklastirilma ile kurtulurken, bir kismi da kararlarinin bedelini canlariyla ödedi
Aile serefini düsün
Bu isimler içerisinde hiç süphesiz en bildik olani daha sonra Ozansoy soyadini alacak olan Kütahya Mutasarrifi Faik Ali'ydi. Ünlü sair ve yazar Süleyman Nazif'in kardesi, Tehcir Kanunu çiktiginda da Kütahya valisiydi. Karar kendisine teblig edildiginde hiç tereddüt etmeden uygulamayi reddetti. Alinan karar vicdanina sigmamisti. Sadece bununla da kalmadi; baska sehirlerden kaçip Kütahya'ya gelen Ermenilere iyi davranilmasi için de maiyetine emir verdi. Tüm bu uygulamalarindan dolayi da kisa sürede simsekleri üzerine çekti, Istanbul'a çagrildi. Yerine vekil olarak Tahrirat Müdürü Kemal Bey'i birakti ve 18 gün sürecek olan Istanbul yolculuguna çikti. Kemal Bey de tipki Faik Ali Bey gibi tehcire karsi bir isimdi. Ancak Kütahya polis müdürü, Kemal Bey'in haberi olmaksizin Kütahya Ermenilerinin ileri gelenlerini karakola çagirdi. Amaci onlardan topluca din degistirmelerini istemekti. Ya Müslüman olacak, Kütahya'da yasamaya devam edecek, ya da "tehcir" kafilesine katilacaklardi. Bunun üzerine Kütahya Ermenileri din degistirmek için topluca dilekçe verdiler.
Is tam isim degistirmeye ve sünnet olmaya gelmisti ki, Faik Ali Bey, Istanbul'dan Kütahya'ya geri döndü. Ilk is olarak bu akil almaz uygulamaya kalkisan polis müdürünü görevden aldi. Hemen ardindan da Idare Meclisi'ni topladi. Söyledikleri netti: "O dilekçelerin hemen simdi yirtilip imha edilmesi gerekiyor. Ermenilere karsi mezalime Kütahya Türkleri bugüne kadar katilmadi, bugünden sonra da katilmayacak." Bu sözleri sarfederken müftü dahil tüm meclis üyelerinin de onayini almisti. Disarida bekleyen Ermenilere de söyle seslendi: "Sizi din degistirmeye zorlayan neden malumdur. Sizleri sürgüne gönderme vicdansizligini kimse göstermeyecek. Alin dilekçelerinizi ve meclis huzurunda yirtin." Ermenilerden sadece birisi fikrini degistirmedi. Bunun üzerine Faik Ali Bey, ibret olmasi için onu ve ailesini sürgüne gönderdi. Tehcir edilen bu kisi hayatta kalmayi basaracak ve savas sona erdiginde, Hiristiyanliga dönerek Kütahya'ya geri gelecekti
Tahrirat Müdürü Kemal Bey'e göre, Faik Ali Bey'i böyle davranmaya iten neden agabeyi Süleyman Nazif'in durusuydu. "Tehcir" henüz bir proje iken, durumdan haberdar olan Süleyman Nazif Bey (ünlü sair ve yazar, 1869-1927) kardesi Faik Ali Bey'e mektup yazmisti. Mektubunda, bu barbarliga katilmamasini, aile serefine leke sürmemesini istemisti. Faik Ali Bey bunun üzerine sehrin ileri gelenlerini ve Ittihatçilarini toplantiya çagirdi. Onlara Ermenilerle ilgili düsüncelerini sordu. Hepsi gayet iyi taniklikta bulundular. Fakat ülkenin diger yerlerinde tehcir baslayinca, Ittihatçilar, Kütahya Ermenilerinin de sürülmesini istedi. Faik Ali Bey, "Daha birkaç ay önce devlete sadik teba ve dürüst hemseriler olduguna imza verdiginiz Ermeniler simdi mi vatan haini oldular?" diyerek taleplerini reddetti. Bunun üzerine Kütahya'nin ileri gelen Ittihatçilari Faik Ali Bey'i, Talat Pasa'ya sikâyet etti. Istanbul'a çagrilan Faik Ali Bey bütün baskilara direndi. Talat Pasa'nin Kütahya'ya ayricalik taninamayacagini söylemesi üzerine de görevinden istifa etti. Ama Talat Pasa, istifasini kabul etmedi ve Kütahya'ya geri dönmesine izin verdi.
Valilikten oldu
Faik Ali Ozansoy; Balikesir, Afyon, Izmit ve Adapazari gibi çevre sehirlerden Kütahya'ya gelen Ermenilere de her türlü yardimi yapti. Kütahya'ya yigilmayi önlemek için, gelenleri meslek ve sanatlarina göre çevre ilçelere ve köylere gönderdi. Himaye ettigi Ermeniler kendisine tesekkür etmek istemis ve Türk Kizilay'ina verilmek üzere aralarinda 500 altin toplamislardi. Faik Ali Bey bu altinlari da, diger illerden Kütahya'ya siginan Ermeni yoksullara dagitti ve göçmenler için asevi kurdu. Ermeni çocuklarinin egitimden yoksun kalmamasi için bir okul açtirdi ve basina bir Ermeni'yi müdür olarak atadi.
Tam o dönemde göze çarpan bir baska isim de Konya Valisi Celal Bey'di. Konya, Bati Anadolu'dan sürgüne gönderilen Ermenilerin ilk duragiydi. Burada toplanan Ermeniler, Der Zor'a dogru yola çikartiliyordu. O dönemde hem Celal Bey, hem de Konya halki aç-susuz yollarda olan sürgünlere yiyecek, içecek yardiminda bulundu.
Celal Bey daha önce Halep valiligi yapmisti. O yüzden Suriye çöllerini iyi biliyor, sürgünlerin basina neler gelecegini az-çok kestirebiliyordu. Bu yüzden sürgün karari kendisine ulastiginda hiç tereddüt etmedi ve bu karari uygulamadi. Konya Ermenileri en azindan bir süre için güvendeydi. Sevk edilmek üzere Konya'ya gelenleri de çevre ilçe ve köylere dagitti. Böylece sehir merkezinde dikkat çekecek bir kalabalik birikmemis oluyordu. Ancak Celal Bey'in tavri kisa sürede dikkat çekti ve Ekim 1915'te görevinden alindi.
Uzun yillar bir daha devlet görevi alamadi. Bu sirada yoklukla, yoksullukla bogustu. Birinci Dünya Savasi'nin bitiminin ardindan Fransizlarin istegi üzerine Adana valiligine tayin edildi. Burada kisa süre içerisinde yeni yeni sekillenmekte olan Kuvayi Milliye hareketine katildi. Mustafa Kemal Pasa'nin yaninda yer aldi. Son derece vatanseverdi ama bir o kadar da Ittihatçilara ve yaptiklarina karsiydi.
Sansina ölüm düstü
Konya ayni zamanda Mevlevi tarikatinin da merkeziydi. Bu yüzden Konya'da Mevleviler son derece güçlüydü. Ermenilerin tehcir kararina sehirde en fazla muhalefet Mevlevilerden geldi. Hem inançlarina, hem de insanliklarina ters gelmisti yapilanlar. Bu yüzden Vali Celal Bey'in en önemli yardimcilari Mevlevi seyhleri oldu. Celal Bey'in görevden alinmasinin ardindan önde gelen tarikat mensuplari da Konya'dan sürüldü.
Konya'nin hemen yanibasinda, Ankara'da yasananlar da farkli degildi. Ankara Valisi Hasan Mazhar Bey, kendisine bildirilen emre siddetle karsi çikmisti. "Ben valiyim, eskiya degilim. Bu isi yapamam. Bir baskasi gelir benim koltuguma oturur, o yapar" demisti. O yüzden 1915 Agustos'unda görevinden alindi ve memuriyetten atildi. Mondros Mütarekesi'nin ardindan Ermenilerin yasadigi büyük trajediyi arastirmak için kurulan komisyona müfettis olarak atandi. Hasan Mazhar Bey bugün konuyla ilgili bildiklerimizin önemli bir kismini borçlu oldugumuz insanlar arasinda en önemli isimlerden biri
Kastamonu Valisi Resit Pasa'nin sonu da Hasan Mazhar Bey'den farkli olmadi. Tehcire siddetle karsiydi. O yüzden hemen hemen Hasan Mazhar Bey'le ayni tarihlerde görevden alindi. Ancak Ermenilerin tehcirine direnen Osmanli bürokratlarinin hepsi bu isimler kadar sansli degildi. Basra Valisi Ferit Bey, Ittihatçilarin tehcir ve temizlik politikalarina karsi çikisini hayatiyla ödedi. 20 Haziran 1913'te görevi basinda öldürüldü.
Bir diger talihsiz isim de Lice Kaymakami Hüseyin Nesimi Bey'di. Nesimi Bey'in talihsizligi görev yerinin Diyarbakir olusuyla fazlaca ilgiliydi. Mart 1915'te Diyarbakir valiligine Dr. Mehmed Resid Bey (Sahingiray) getirilmisti. Çerkez asilliydi ve Bedirhan Pasa'nin büyük kiziyla evlenmisti. Hem yörede akrabalik baglari gelistirmis, hem de görüsleri yüzünden Ittihatçilar arasinda popüler olmustu.
Sadece Ermenilere karsi degildi. Bölgedeki tüm Hristiyan halklardan nefret ediyordu.Tehcir emrinin kendisine ulasmasini firsat bilerek BÖLGEDEKI TÜM HRISTIYANLARI bu emrin kapsamina almak istiyordu. Yerel yöneticilerin muhalefeti ve Istanbulun müdahalesiyle bu kapsamli techirin önüne geçilmeye çalisildi. Ancak Mehmed Resid Bey oldukça nüfuzlu biriydi ve çalismak istemedigi isimleri birer ikiser yanindan uzaklastirmisti.
Karsi çikanlarin bir bölümü de öldürülmüstü:
Lice kaymakami Hüseyin Nesimi, Besiri kaymakami Sabit Bey, Derik ve Midyat Kaymakami Nuri Bey ...
Mehmet Resit Bey, Lice kaymakami Hüseyin Nesimi'yi Diyarbakir'a görüsmek için çagirmisti. Ancak yolda pusp kuran Çerkez Harun Çetesi, kaymakami katletti.
Anadoluda Haylara yardim edenler elbette ki sadece bu isimlerle sinirli degil. Ayhan Aktar'in "Türk Milliyetçiligi, Gayrimüslümler Ve Ekonomik Dönüsüm" kitabinin ithaf yazisinda belirttigi gibi "Tehcir kararina örfi, dini, siyasi ve bazen de sirf insani nedenlerden karsi çikan" esraftan pek çok isim vardi.
Görevlerini, hayatlarini kaybetseler de onlar bir dönemin yüz aklari oldular.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız