Sitede Ara: Bingöl   Çewlik   Karliova   Genç  Yayladere Solhan  Yedisu Siirt  Amed  Mardin   Batman  AKP   DTP  CHP MHP

Anasayfa    Çewlik Forumu   Bingöl Haberleri  Resimler  Videolar  Radyo Sohbet    Üyeliğiniz    Köşe Yazarları    İletişim    Siirt

Cewlik.Org :: Başlığı Görüntüle - portre: AHMED ARİF
 SSSSSS   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   LoginLogin 

portre: AHMED ARİF

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Cewlik.Org Forum Ana Sayfası -> Biyografi
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
SerhattAmara



Kayıt: May 17, 2006
Mesajlar: 961
Nerden: Bingöl

MesajTarih: Pts Hzr 09, 2008 11:49 am    Mesaj konusu: portre: AHMED ARİF Alıntıyla Cevap Ver

RUSTEMO

Modan yaylasına eşkin almadan
Maktela üzerinde sağımız
Karbeyaz Çermik Dağları
Solumuz kan kırmızısı Fırat’tır
Dört mevsim yeşildir orman
Ve toprak çetin
Baharları aşiretler iner Dersim üstünden
Sürü otlatır.
Odunda
Kömürde
Pamukta
Gönlü bir akarsu gibi alıp götüren
Irzdan ve ekmekten yana
Bir kara sevdadır
Yeşil murattır
Ve bundan ötürü tutmuş dağları
Ve almış yürümüş sulardan öte
Kıl çadırlarda maceramız
Yasak bundan böyle zulüm;
Ve öşür
Ve haraç
Ve angarya
Ve katil
Ve şirkat
Ve talan
Ve küfür kıza kısrağa
Yasaktır, emreder Dağlar Paşası
Elinde, affetmez Fransız üçlüsü...


Gerçek adı Ahmet Önal olan ‘Dağların Ozanı’ 21 Nisan 1927’de Amed’de dünyaya gelir. Arif Hikmet isimli subay babasının adını takar, Ahmed Arif olur. Küçük yaşta annesini kaybeden Arif, çok kültürlü bir ortamda yetiştiğinden, Kürtçe’nin Kurmanci ve Dimilki lehçelerinin yanısıra Türkçe ve Arapça da bilir. Sadece çevresinin dilini öğrenmekle kalmaz, aynı zamanda etrafındaki insanların yaşam tarzlarını ve yaşadıkları sorunları da görüp, anlamaya çalışır. Ahmed Arif ilkokul öğrenimini Amed ve Siverek’te görür. Siverek’te ortaokul olmadığından Urfa’da okumaya devam eder. Bu yıllarda ilk şiirlerini yazmaya başlar ve Nazım Hikmet ile Andre Gide gibi önemli yerel ve uluslararası yazarların eserlerini okur. Bu tür yapıtlara ulaşabilmesinin temel aracı, 1940’lı yıllarda oluşturulan Halkevleri ve bu mekanların içinde bulunan kütüphaneler. Türk devleti’nin bu Köy Enstitüleri ve Halkevleri kurmasının temel sebeplerinden biri, Kürt halkını asimile edip, olası isyanların önüne geçmeyi amaçladığından, bu kurumları ‘komünistlerin eline geçtiği’ gerekçesiyle 1950’li yılların başında tekrar kaldırır.

Ahmed Arif ortaokul öğreniminden sonra liseyi arkadaşları ile Amed’de okumayı tercih etse de, babasının istemi üzerine Afyon’da okur. 1943 yılında 16-17 yaşındayken her akşam defterinin sayfalarını şiirlerle doldurur. Bu defterler hakkında daha sonra “çocukluğumun fotoğrafı, aklımın ve kalbimin fotoğrafı” der. 1940’lı yılların sonlarına doğru Türkiye’de, geleneksel biçimlerden kopan ve içerik açısından eleştirel bir dile sahip canlı bir edebiyat gelişim gösterir. Ufak şehirlerde bile genç insanlardan oluşan kültürel-edebi çevreler hem sanat, hem siyasi, hem de toplumsal içerikli tartışmalar yürütürler. Ahmed Arif de liseye devam ettiği o yıllarda bazı şiirlerini sol edebiyat dergilerinde yayımlamaya başlar. İlk şiiri Millet dergisinde çıkar. Lise son sınıf öğrencisi olduğu 1947 yılında “Togliatti” isimli şiiri nedeniyle ilk defa devletin kurumları ile karşı karşıya gelir. Ahmed Arif bu şiirinde, 1946’da faşistler tarafından katledilen Palmiro Togliatti isimli İtalyan komünisti anar.

Arif, üniversiteye başladığı dönemden önce bazı şiirlerini yayımlamış olsa da, asıl sanatını ve kişiliğini 1948’den sonra Yeryüzü, Beraber, Seçilmiş Hikayeler, Yeni Ufuklar; Kaynak dergilerinde yayımladığı şiirlerle ortaya koyar. O sene Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde felsefe bölümüne başlayan Arif, “33 Kurşun” şiiri nedeniyle yeniden devlet baskısına maruz kalır. Çünkü tamamen tabu olan ve böylece ağza alınmayan bir gerçek olan Kürt halkına karşı katliamları anlatır.

Ahmed Arif, “33 Kurşun” şiirinden dolayı gözaltına alınır, işkence edilir. Hiçbir yayıncı da korkudan şiiri basmak istemez. Sol ve işçi hareketine karşı devlet baskısının yine yoğunlaştırıldığı bu dönemde çok sayıda örgüt yasaklanır, kadroları ve üyeleri zindanlara atılır, devletin yönlendirmesiyle kitlelere ‘komünizm korkusu’ aşılanır. Ahmed Arif de 1950 yılında TCK’nin 141’inci maddesine aykırı davranmak iddiasıyla tutuklanır ve bu nedenle yükseköğrenimini yarıda bırakmak zorunda kalır. Ardından 1952’de yine gizli örgüt kurma iddiasıyla tutuklanır ve 2 yıl hüküm giyer. Arif, devletin siyasi tutsaklara karşı en önemli işkence merkezi olan, yeni işkence yöntemlerinin denendiği İstanbul’daki Sansarayan Hanı Cezaevi’ne götürülür. Burada cezaevinde yaşanılanları şiire döker: ‘Akşam erken iner mahpushaneye. / İner, yedi kol demiri, / Yedi kapıya. / Birden, ağlamaklı olur bahçe. / Karşıda, duvar dibinde, / Üç dal gece sefası, / Üç kök hercai menekçe...’

Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara’ya yerleşir ve bir süre plan-kopya teknisyeni olarak çalışır. Ankara gazetelerinde düzeltmenlik, teknik sekreterlik gibi işlerle yaşamını kazanır. O dönemde şiir çevrelerince yakından tanınan bir şair olmayan Ahmed Arif’in şiirleri 1967 yılında Soyut dergisinde topluca yayımlanır. Ardından 1968’de ilk ve tek kitabı olan ‘Hasretinden Prangalar Eskittim’in çıkmasıyla aniden kitlelerin şairi olur. Kitap kısa sürede baskı üstüne baskı yapar. Kitapla birlikte Ahmed Arif’in şiiri gün ışığına çıkar. Gençlerin ve yeni yetmelerin Orhan Veli, Oktay Rıfat, Melih Cevdet Anday’a öykündüğü o yıllarda, Arif baskın olan bu hareketi umursamaz, kendi gibi olmaya devam eder. Ve Ahmed Arif’i ‘Dağların Ozanı’ yapan gerçeği belki de en güzel, dostu Cemal Süreyya söze döker: “Ahmed Arif dağları söylüyor. Uyrukluk tanımayan, yaşsız dağları ‘asi’ dağları. Uzun ve tek bir ağıt gibidir onun şiiri. ‘Daha deniz görmemiş’ çocuklara adanmıştır. Kurdun kuşun arasında, yaban çiçekleri arasında söylenmiştir, bir hançer kabzasına işlenmiştir. Ama o ağıtta, bir yerde, birdenbire bir zafer şarkısına dönülecekmiş gibi bir umut (bir sanrı, daha doğrusu bir hırs), keskin bir parıltı vardır. Türkü söyleyerek çarpışan, yaralıyken de, arkadaşları için tarih özeti çıkaran, buna felsefe ve inanç katmayı ihmal etmeyen bir gerillanın şiiridir. Karşı koymaktan çok, boyun eğmeyen bir doğa içinde. Büyük zenginliği ilkel bir katkısızlık olan atıcı, avcı bir doğa içinde.”

Ahmed Arif, en azından 12 Eylül Darbesi’ne kadar Türkiye’de en fazla okunan edebiyatçı olur. Kitabı günümüze kadar 49 baskı yapar, sayısız korsan çıkarılır.
1990 yılında kendi sesinden şiirleri “Hasretinden Prangalar Eskittim” adıyla Saltuk plakçılıktan çıkar. Ayrıca birçok şiiri bestelenir olan ve çeşitli müzik anlayışlarınca değerlendirilir. Ve Arif’in şiirleri bir tek onun sesinden gerçekten dinlenilebilir. Çünkü bir bakıma ‘Oral’ (ağza ilişkin) bir şiirdir onunki. Konuşmasıyla şiiri arasında ender bir özdeşlik olan Arif’in şiiri, konuşmasından alınmış herhangi bir parça gibidir; konuşması ise, şiirin her yönde doğru bir devamı gibidir. Bir duygu sağnağı, imgeler halinde, sıra sıra mısralar kurar. Kendi şiirine en uygun yapıyı ve mısrasını bulmuş bir şairdir. Dostu Cemal Süreyya’nın dediği gibi; “Ahmed Arif, Doğu Anadolu’nun, sınır boylarının yersel görüntüleri içinde oraların türkülerini kalkındırıyor, bütün Anadolu türkülerine ulaştırıyor onları, büyütüyor, besliyor; ama boğulmuyor onların arasında. Doğu Anadolu insanının müthiş malzemesini korkusuz bir lirizm içinde önümüze yığıyor. Sonra bütün Anadolu insanına doğru yayıyor onu. Pir Sultan Abdal’ı, Urfalı Nazif’i, Köroğlu’na, Bedrettin’e götürüyor. Büyük bir sevgiye, bir umuda çağırıyor Anadolu insanını; gözlerinden öperek, çıldırasıya severek. Evet, halk türkülerinden yararlanıyor Ahmed Arif. Yalnız, halk kaynağının, edebiyat için, şiir için, türkülerden öte daha bir sürü olanak taşıdığını, hatta öbür halk kaynakları içinde türkülerin o kadar da büyük bir ağırlık taşımadığını iyi biliyor. Bu yanıyla halk kaynağına eğildiklerini sanan başka şairlerden ayrılıyor. Onlar gibi sadece türkülere yaslanmıyor. Özellikle destan türü için vazgeçilmez olan tavrı ta temelden takınıyor. Çalışmalarını ona göre yapıyor.”

Arif, 2 Haziran 1991’de Ankara’da hayata gözlerini yummar. Ancak ustası olduğu toplumcu gerçekçi şiirleri ile hep var olur, var olmaya devam eder. Yaşadığı coğrafyanın duyarlılığı ve halk kaynağındaki sesini hiç yitirmeden, lirik, epik ve koçaklama tarzını kusursuz bir kurguyla kullanarak, özgün, tutkulu, ezgili şiirler geriye bırakır.


Hazırlayan: Meral ÇİÇEK
_________________
www.blogcu.com/serhattamara/
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
cotkar



Kayıt: Sep 07, 2007
Mesajlar: 126

MesajTarih: Pts Hzr 09, 2008 2:01 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

spas serhat heval serkeftin heval
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Sebe_



Kayıt: Nov 14, 2007
Mesajlar: 53
Nerden: ***

MesajTarih: Pts Hzr 09, 2008 5:57 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

emegine saglik serhat heval iyi paylasimlar...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
helinnn
Endamê Çalak
Endamê Çalak


Kayıt: May 29, 2007
Mesajlar: 29

MesajTarih: Sal Hzr 10, 2008 12:06 pm    Mesaj konusu: yorum Alıntıyla Cevap Ver

YURDUM BENİM ŞAHDAMARIM



Engereğin dişlerine işledim,
Ağu dişlerine
Oluklu, çentik...
Ve vurgun,
Gözleri bir çift cehennem
Burnuna kan tütmüş
Pars bıyığına...
Dağın pulat yüreğine işledim,
Şimşeğin masmavi usturasına
Sevdanı usul-usul
Sevdanı mısra-mısra
Lo ben seni hapislerde sevmişim,
Ben seni sürgünlerde.
Yurdum benim şahdamarım...

Yücende buzul
Ve kar,
Maviş dağ tavşanları
Gün vuranda alaran
Zemheri yılanları
Ve yahut bir hışımla
Öyle çakılan
Sonsuzluğun yakışığı kartallar.
...........
Başım gözüm üstünesin
Suskum, avazım üstüne...
Adından başka silah
Yazgından başka günah
Daha yazmamış
Hiçbir gizli dosyada
Hiçbir açık kitapta.

Ahmed Arif


serhattamara heval güzel paylaşımınızdan dolayı gellek spas saxbi
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Cewlik.Org Forum Ana Sayfası -> Biyografi Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group

Bize Ulasin | Reklam Verin |  Istatistik |  www.çewlik.org  ücretsiz bir yazılım olan  PHP-Nuke  kodlarını kullanmaktadır.