Sitede Ara: Bingöl   Çewlik   Karliova   Genç  Yayladere Solhan  Yedisu Siirt  Amed  Mardin   Batman  AKP   DTP  CHP MHP

Anasayfa    Çewlik Forumu   Bingöl Haberleri  Resimler  Videolar  Radyo Sohbet    Üyeliğiniz    Köşe Yazarları    İletişim    Siirt

Cewlik.Org :: Başlığı Görüntüle - ZENBİLFROŞ
 SSSSSS   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   LoginLogin 

ZENBİLFROŞ

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Cewlik.Org Forum Ana Sayfası -> Siirler
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
ararat04



Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 119

MesajTarih: Pts Hzr 30, 2008 11:22 pm    Mesaj konusu: ZENBİLFROŞ Alıntıyla Cevap Ver

“Zembilfroş zembila tine
Dikan bi dikan digerine
Hiş le xatûnê namine
Serî le zeman digerine

Zembilfroş zembil getirir/
Dükkanları dolaştırır/
Hatun’un aklı başından gider/
Başında zamanı dolaştırır...

Gazi dike ku bibine
Were ser doşeka mire
Le te helal, herama mire
Bidime te zulfi herire

Çağırır onu, der: Beni gör ve gel/
Gel Mir’in döşeğine otur/
Mir’e haram olan sana helaldir/
Zulfi heriri vereyim sana/


Çavê min e xezalan e
Singamin wek zozana ne
Bejna min wek rihan e
Ciqa beji hejane...”

Gözlerim ceylanların gözündendir /
Göğsüm yaylaya benzer /
Reyhan gibi uzundur boyum/
Ne dersen kabulümdür)(


“Xatûnê ez tobedarim
Delalê ez tobedarim
Zarok birçîne li malin
Ji rebbe jorî nikarim


Hatun ben tövbekar biriyim/
Güzel ben tövbekar biriyim/
çocuklarım evde ve açtır/
Yukarıdaki tanrının hatırına, yapamam
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Leyla
Endamê Çalak
Endamê Çalak


Kayıt: Jan 26, 2008
Mesajlar: 77

MesajTarih: Sal Tem 01, 2008 12:30 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

EMEKLE KAZANILAN HAYATIN BİLGELİĞİ

Anlatılanlara göre, çok zengin bir beyin oğluymuş Zembilfroş. Yakışıklıymış. Doğal olarak avlanmayı ve eğlenmeyi severmiş her bey çocuğu gibi. Ta ki günün birinde bir mezarlıktan geçerken, ruh dünyasında yaşadığı olağanüstü değişime kadar... İşte o mezarlıktan geçerken, yaşamı ve ölümü düşünür, kıyaslar... Sadece soyut bir kıyaslama değildir fakat bu: Mala, mülke, zevke, sefaya sahip olmakla, bunlardan yoksun olmanın getirdiği iki farklı yaşam, bu iki farklı yaşamın sonucunda ortak tek bir kader: Yani ölüm! .. Varlığa sahiptir Zembilfroş. Peki nasıl biri olarak ölecektir? Varlıklı, boş biri olarak mı, yoksa belli ideallerin peşinden koşan, onurlu, halkının içinde, halkın gerçekliğini kavramış biri olarak mı? O, ikinciyi tercih eder, yani ideallerinin peşinden gitmeyi... İşte o andan itibaren artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Eşi ve çocuklarını alarak uzaklaşır saltanatın nimetlerinden. Köy-köy, şehir-şehir dolaşarak zembil (sepet) satmaya, böylece hayatını kazanmaya başlar. Zembil sattığı için de ismi “Zembirfroş” olarak kalacaktır.

Derken günün birinde, şehirde zembil satarken sultanın karısı görür Zembilfroş’u ve ona aşık olur. Zembil alma bahanesiyle saraya davet eder ve dizelere dökerek aşkını açıklar:

Burda arkadasimizin ekledigi zembilfiros dizisi geliyor...

Zembilfroş söz vermiştir fakat kendine... Tövbe etmiştir. Artık hiçbir şey onu inançlarından ve ideallerinden yıldırmayacaktır. Zevk ve sefaya yenilmeyecektir; sebebi aşk da olsa... Onu inançlarından ve ideallerinden uzaklaştırabilecek her türlü anlayışa güçlü bir kişilikle karşı koyacak, dik duruşuyla reddedecektir. Çünkü o, dünya nimetlerinden vazgeçmiş bir derviştir artık. Halkın arasına girmiş bir militandır. Evlidir ayrıca, eşi ve çocukları vardır. Bu yüzden Xatun’a orada cevap verir Zembilfroş,xwe nakıme cıle buk zawa me. Heta azadiye nebinı me- sözü gibi:

Burdada ez tovbedarim kismi geliyor...

Peki ya sonra? Sonrası trajik bir destan! ... Men û Zin’den, Sîyabend ve Xecê’den, Leyla ile Mecnun’dan çok farklı bir destan.Zembilfroş Xatun’un ilanı aşkı reddeder böylece. Xatun kabul etmez elbette. bildik zembilfroş destanının aksine, Xatun Zembilfroş’u orada tutuklattır ve zindana hapsederek zincire vurdurtur. Buna göre Xatun, Zembilfroşa olan aşkından vazgeçmez. Ona verdiği saltanatı ne zaman kabul ederse, o zaman serbest bırakılacağını ve özgürlüğüne kavuşacağını söyler.

Fakat Zembilfroş, yaşam ilkeleri doğrultusunda direnecektir. Derken günün birinde, ibadet etme bahanesiyle zincirlerini söktürür ve ibadet sırasında saraydan kaçmayı dener. Ancak kaçacak yer bulamaz ve teslim olması istenir. Buna karşı çıkan Zembilfıroş, sarayın burçlarından aşağıya atar kendini ve inançları, idealleri ölmeyi seçer.

Zembilfirosu bize hatirlatiginiz icin tsk ederim heval.. ellerinize yureginize saglik
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
ararat04



Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 119

MesajTarih: Sal Tem 01, 2008 8:17 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Leyla demiş ki:
EMEKLE KAZANILAN HAYATIN BİLGELİĞİ

Anlatılanlara göre, çok zengin bir beyin oğluymuş Zembilfroş. Yakışıklıymış. Doğal olarak avlanmayı ve eğlenmeyi severmiş her bey çocuğu gibi. Ta ki günün birinde bir mezarlıktan geçerken, ruh dünyasında yaşadığı olağanüstü değişime kadar... İşte o mezarlıktan geçerken, yaşamı ve ölümü düşünür, kıyaslar... Sadece soyut bir kıyaslama değildir fakat bu: Mala, mülke, zevke, sefaya sahip olmakla, bunlardan yoksun olmanın getirdiği iki farklı yaşam, bu iki farklı yaşamın sonucunda ortak tek bir kader: Yani ölüm! .. Varlığa sahiptir Zembilfroş. Peki nasıl biri olarak ölecektir? Varlıklı, boş biri olarak mı, yoksa belli ideallerin peşinden koşan, onurlu, halkının içinde, halkın gerçekliğini kavramış biri olarak mı? O, ikinciyi tercih eder, yani ideallerinin peşinden gitmeyi... İşte o andan itibaren artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Eşi ve çocuklarını alarak uzaklaşır saltanatın nimetlerinden. Köy-köy, şehir-şehir dolaşarak zembil (sepet) satmaya, böylece hayatını kazanmaya başlar. Zembil sattığı için de ismi “Zembirfroş” olarak kalacaktır.

Derken günün birinde, şehirde zembil satarken sultanın karısı görür Zembilfroş’u ve ona aşık olur. Zembil alma bahanesiyle saraya davet eder ve dizelere dökerek aşkını açıklar:

Burda arkadasimizin ekledigi zembilfiros dizisi geliyor...

Zembilfroş söz vermiştir fakat kendine... Tövbe etmiştir. Artık hiçbir şey onu inançlarından ve ideallerinden yıldırmayacaktır. Zevk ve sefaya yenilmeyecektir; sebebi aşk da olsa... Onu inançlarından ve ideallerinden uzaklaştırabilecek her türlü anlayışa güçlü bir kişilikle karşı koyacak, dik duruşuyla reddedecektir. Çünkü o, dünya nimetlerinden vazgeçmiş bir derviştir artık. Halkın arasına girmiş bir militandır. Evlidir ayrıca, eşi ve çocukları vardır. Bu yüzden Xatun’a orada cevap verir Zembilfroş,xwe nakıme cıle buk zawa me. Heta azadiye nebinı me- sözü gibi:

Burdada ez tovbedarim kismi geliyor...

Peki ya sonra? Sonrası trajik bir destan! ... Men û Zin’den, Sîyabend ve Xecê’den, Leyla ile Mecnun’dan çok farklı bir destan.Zembilfroş Xatun’un ilanı aşkı reddeder böylece. Xatun kabul etmez elbette. bildik zembilfroş destanının aksine, Xatun Zembilfroş’u orada tutuklattır ve zindana hapsederek zincire vurdurtur. Buna göre Xatun, Zembilfroşa olan aşkından vazgeçmez. Ona verdiği saltanatı ne zaman kabul ederse, o zaman serbest bırakılacağını ve özgürlüğüne kavuşacağını söyler.

Fakat Zembilfroş, yaşam ilkeleri doğrultusunda direnecektir. Derken günün birinde, ibadet etme bahanesiyle zincirlerini söktürür ve ibadet sırasında saraydan kaçmayı dener. Ancak kaçacak yer bulamaz ve teslim olması istenir. Buna karşı çıkan Zembilfıroş, sarayın burçlarından aşağıya atar kendini ve inançları, idealleri ölmeyi seçer.

Zembilfirosu bize hatirlatiginiz icin tsk ederim heval.. ellerinize yureginize saglik



Bir redd-i aşk destanı: Zembilfroş!



Tarihin ve mitolojinin bütün tutkulu aşk destanlarından farklı bir efsane yaratmış olan Zembilfroş’un Sirgut köyündeki mezarını ziyaret ettik. Güney Kürdistanlılar, çağdaş direnişçi Zembilfroşlar için bu bölgenin olağan bir koruma şemsiyesi oluşturduğuna inanıyorlar.

Yaşlı adam, ‘Bizim de bir Zembilfroşumuz var’ dediğinde şaşırmıştık. Teybinde, Erbane eşliğinde derwişlerin dini motiflerle süslediği Zembilfroş destanını vardı. İsterseniz götüreyim dedi sizi. Şaşkınlığımız meraka döndü bu kez. Teypten yükselen ses, Zembilfroşa ne kadar yakın olduğumuzu söylüyordu adeta. Yaşlı amca, Zembilfroş’u ilk kez köylerde sokak sokak dolaşan Derwişlerin ilahi tarzındaki müziklerinden duymuştum. Sonra Gülistanın insanı mest eden o güzel sesiyle çağdaş müzik versiyonunu... Fakat yine de Zembilfroş’u ziyaret edebileceğimi düşünmemiştim hiç. Fakat beynimizi meşgul eden esas soru başkaydı: Diyarbakır’ın (Amed) Silvan (Farqin) ilçesindeki Zembilfroş nasıl olmuştu da Güney Kürdistan’a gelmiş ve burada gömülmüştü? Yoksa bu başka bir Zembilfroş muydu? Oysa biz Zembilfroş’un öyküsünü Mervani Kürt devleti zamanına ait biliyorduk. Amed ve Farqin yöresinden geçtiğini öğrenmişti. Bütün bunları anlattığımız yaşlı adam, gülümsemeli, “Şimdi görürsünüz” demekle yetindi.

Yürümeye devam ediyoruz. Bahar, gözlerini yeni açan küçük bir çocuk gibi kışın mahmur uykusundan uyanıyor. Güney Kürdistan’ın yemyeşil badem ağaçlarının çiçek açtığı doyumsuz günler bunlar... Ve yol kenarında nergiz çiçekleri satıyor küçük çocuklar... Duruyoruz... Bahçelikler ve bağların arasında, beyaz gelinliğini henüz çıkartmamış kar kaplı dağları seyrediyoruz uzaktan. Yaşlı amca tecrübenin kazandırdığı yetenek ve güçle içimizdekileri okuyor adeta. Bilgece bir tebessümle, “Şu gördüğünüz dağlar Haftanin, Metina ve Garê dağlarıdır” diyor.

“Bizim Zembilfroşumuz onların yanındadır” diyor usulca. Kırmızılar içinde, yırtık ayakkabısıyla bahar kokulu Kürt çocuğuna sarılarak bir deste nergiz çiçeği alıyoruz. Bu nergizler, newroz çiçeklerine açılacakları günleri müjdeliyorlar insana. “Birazdan varacağız” diyor yaslı amca. Dohuk’ta yola çıktığımızdan beri kaç saat oldu bakamadık. Ne ki az sonra, çevresi taş duvarlarla örülmüş, içindeki ağaçların rengarenk bezlerlerle bağlanıp asıldığı alana açılan demir kapının önünde duruyoruz. Önündeki tabelada “Mezargeha Zembilfroş” yazıyor. İşte o zaman bu anlıyoruz Zembilfroş’un mezarlığına geldiğimizi.

Güney Kürdistan’daki Zembilfroş mezarlığı, Zaxo ile Dohuk yolu üzerinde bulunan Sirgut köyünde. Batufa nahiyesine 5 kilometre uzaklıkta. Zembilfroş mezarlığının kuzey doğusunda bölgenin en meşhur tarihi yerlerinden birisi olan Qela Şabanî (Şabanın Kalesi) bulunuyor. Bölge halkı, Zembilfroş destanının burada yaşandığını iddia ediyor. Zembilfroş destanı kişiliğin nefsine karşı kazandığı büyük bir kahramanlık örnegi... İnancı ve idealleri uğruna ölmeyi göze alan bu büyük destanın öyküsü her yerde aynı aslında. Bazı teknik, tarihi ve coğrafi farklılıklar görülse de özünde aynı hikayedir anlatılan. Bilinen sevda destanlarından çok farklıdır Zembilfroş. Çünkü bu karşılıksız bir aşkın, karşılık veremeyenin trajik destanıdır.

Zembilfroş efsanesinin, Batufa yöresindeki Sabani Kalesi’nde hüküm sürmüş Behdinan Sultanı zamanında geçtiğini anlatıyor Güney Kürdistanlılar. Diyarbakırlılar ise olayın Mervani Kürt devleti döneminde Farqin yöresinde geçtiğini savunuyorlar. Güney Kürdistan’daki Zembilfroş mezarının bulunduğu Sirgut köyünde görüştüğümüz köylüler. Zembilfroş’un kendilerine ait olduğunu söylemekle yetinmiyor, destanını da anlatıyorlar bize.

EMEKLE KAZANILAN HAYATIN BİLGELİĞİ

Anlatılanlara göre, çok zengin bir beyin oğluymuş Zembilfroş. Yakışıklıymış. Doğal olarak avlanmayı ve eğlenmeyi severmiş her bey çocuğu gibi. Ta ki günün birinde bir mezarlıktan geçerken, ruh dünyasında yaşadığı olağanüstü değişime kadar... İşte o mezarlıktan geçerken, yaşamı ve ölümü düşünür, kıyaslar... Sadece soyut bir kıyaslama değildir fakat bu: Mala, mülke, zevke, sefaya sahip olmakla, bunlardan yoksun olmanın getirdiği iki farklı yaşam, bu iki farklı yaşamın sonucunda ortak tek bir kader: Yani ölüm!.. Varlığa sahiptir Zembilfroş. Peki nasıl biri olarak ölecektir? Varlıklı, boş biri olarak mı, yoksa belli ideallerin peşinden koşan, onurlu, halkının içinde, halkın gerçekliğini kavramış biri olarak mı? O, ikinciyi tercih eder, yani ideallerinin peşinden gitmeyi... İşte o andan itibaren artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Eşi ve çocuklarını alarak uzaklaşır saltanatın nimetlerinden. Köy-köy, şehir-şehir dolaşarak zembil (sepet) satmaya, böylece hayatını kazanmaya başlar. Zembil sattığı için de ismi “Zembirfroş” olarak kalacaktır.

Derken günün birinde, şehirde zembil satarken sultanın karısı görür Zembilfroş’u ve ona aşık olur. Zembil alma bahanesiyle saraya davet eder ve dizelere dökerek aşkını açıklar O’na:

“Zembilfroş zembila tine
Dikan bi dikan digerine
Hiş le xatûnê namine
Serî le zeman digerine
Gazi dike ku bibine
Were ser doşeka mire
Le te helal, herama mire
Bidime te zulfi herire
Çavê min e xezalan e
Singamin wek zozana ne
Bejna min wek rihan e
Ciqa beji hejane...”

(Zembilfroş zembil getirir/
Dükkanları dolaştırır/
Hatun’un aklı başından gider/
Başında zamanı dolaştırır...
Çağırır onu, der: Beni gör ve gel/
Gel Mir’in döşeğine otur/
Mir’e haram olan sana helaldir/
Zulfi heriri vereyim sana/
Gözlerim ceylanların gözündendir /
Göğsüm yaylaya benzer /
Reyhan gibi uzundur boyum/
Ne dersen kabulümdür)

Zembilfroş söz vermiştir fakat kendine... Tövbe etmiştir. Artık hiçbir şey onu inançlarından ve ideallerinden yıldırmayacaktır. Zevk ve sefaya yenilmeyecektir; sebebi aşk da olsa... Onu inançlarından ve ideallerinden uzaklaştırabilecek her türlü anlayışa güçlü bir kişilikle karşı koyacak, dik duruşuyla reddedecektir. Çünkü o, dünya nimetlerinden vazgeçmiş bir derviştir artık. Halkın arasına girmiş bir militandır. Evlidir ayrıca, eşi ve çocukları vardır. Bu yüzden Xatun’a orada cevap verir Zembilfroş, tıpkı kürt militanın özgürlük davasına verdiği, – xwe nakıme cıle buk zawa me. Heta azadiye nebinı me- sözü gibi:

“Xatûnê ez tobedarim
Delalê ez tobedarim
Zarok birçîne li malin
Ji rebbe jorî nikarim


(“Hatun ben tövbekar biriyim/
Güzel ben tövbekar biriyim/
çocuklarım evde ve açtır/
Yukarıdaki tanrının hatırına, yapamam”)

Peki ya sonra? Sonrası trajik bir destan!... Men û Zin’den, Sîyabend ve Xecê’den, Leyla ile Mecnun’dan çok farklı bir destan.

FARKLI BİR İDDİA DAHA

Zembilfroş Xatun’un ilanı aşkı reddeder böylece. Xatun kabul etmez elbette. Konuğu olduğumuz Hecî Saleh Gulî, bildik zembilfroş destanının aksine, Xatun’un Zembilfroş’u orada tutuklattığını ve zindana hapsederek zincire vurduğunu anlatıyor. Buna göre Xatun, Zembilfroşa olan aşkından vazgeçmez. Ona verdiği saltanatı ne zaman kabul ederse, o zaman serbest bırakılacağını ve özgürlüğüne kavuşacağını söyler.

Fakat Zembilfroş, yaşam ilkeleri doğrultusunda direnecektir. Derken günün birinde, ibadet etme bahanesiyle zincirlerini söktürür ve ibadet sırasında saraydan kaçmayı dener. Ancak kaçacak yer bulamaz ve teslim olması istenir. Buna karşı çıkan Zembilfıroş, sarayın burçlarından aşağıya atar kendini ve inançları, idealleri ölmeyi seçer. Heci Salih Gulli, dini motiflerle süslü bu destanı anlatırken hemen yukarıya düşen Şabanı Dağı’nı işaret ediyor bize. ‘Bu dağın üzerinde Şabani Kalesi var” diyor. “O kaleden atlayan Zembilfroşu melekler almış, getirip buraya gömmüştür...”

HEM İNANCIN, HEM DİRENİŞİN SEMBOLÜ

Ve Zembilfroşu anlata anlata bitiremiyor Güney Kürdistanlılar. Yaşlıların dilinde, dini inançların, nefse hakimiyetin ve iradenin destanı olan Zembilfroş, daha genç kuşaklarda büyük aşkın, büyük adanmanın ve büyük ilkeler uğruna ölümü tercih etmenin efsanevi sembolü olmuş. Bunlar, Kürtlerin Zembilfroşlarının çoğalması gerektiğini düşünüyorlar.

Yol boyu bize rehberlik eden yaşlı amca ise, “Güney Kürdistan çağdaş Zembilfroşları da gördü” diyor. Aynı dağlarda kaç gerilla inancı uğruna ölüme gitti. Ve hatırlıyoruz, işbirlikçilere ve düşmana teslim olmamak için Beritan da aynı dağların zinnarlarından aşağı bırakmadı mı kendini? Diğer yoldaşları gibi çağdaş bir Zembilfroştu Beritan...

GERİLLALAR İÇİN KORUNAK OLDUĞUNA İNANILIYOR

Ve oturduğumuz yerden kalkarak Heci Salih Guli ve arkadaşlarıyla birlikte Zembilfroş’un mezarına geliyoruz. Mezarının sol yanındaki geniş arazide mayınlı saha işaretli levhalar dikkatimizi çekiyor. Heci Salih, Türk ordusu tarafından 1992 ila 1996 yılları arasında buraların mayınlandığını söylüyor. Onun anlattıklarına göre Zembilfroş’un ziyaret edilmesini istemiyormuş Türk ordusu. Gerillalar da oradaki savaşta destansı direnişler gerçekleştirmişler. Zembilfroş’un onları koruduğuna inanıyor Heci Salih. Diğer köylüler gibi o da, olağan bir gücün Kürt direnişçilerini burada koruduğunu söylüyor. Ve köylüler, her Kürt gencinin çağdaş bir Zembilfroş olması gerektiğini söyleyerek uğurluyorlar bizi
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Cewlik.Org Forum Ana Sayfası -> Siirler Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group

Bize Ulasin | Reklam Verin |  Istatistik |  www.çewlik.org  ücretsiz bir yazılım olan  PHP-Nuke  kodlarını kullanmaktadır.