Kefenleriyle yürüyorlar
Yaşları onbeş-yirmi
Başları elli-altmış
Kadın-erkek
Yaşlı-genç
Ve avuçlarında yürekleri
Yollardalar
********
Kefenleriyleler
Anarahminde şekillenir
Göbek bağları kesilir
Kırkında yıkanır
Ve emekleyip gülücükler dağıtırken
*******
Kefenlerini taşıyorlar sırtlarında
Kahvede dama oynar
Amele pazarında bekler
Tandırda ekmek yapar
Ve damda volta atarken
******
Kefenleriyle yürüyorlar
İstanbul, Ankara ve İzmir’de
İş arar
Ev kiralar
Ve hamallık yaparken
*******
Kefenleriyle yürüyorlar
Berfinler boy atar
Çağlalar yarılır
Karpuzlar çatlar
Ve aç kurtlar kapıları tutarken
******
Kefenleriyle yürüyorlar
Ta Demirci Kawa’dan buyan
Merasimde
Düğün-dernekte
Ve her Newroz’da
******
Kefenleriyle yürüyenler
Birkaç kişiydiler önce
Yürek ve bedenlerini çıra yapanlarla çoğaldılar sonra
Destan olup destan yazdılar
Ve birden bin
Binden milyon oldular
Yürüdüler her Newroz’da
Ve korku duvarını aşıp
Sel olup deryalara aktılar
******
Yürekleri avuçlarında
Haykırıyorlar dört bir yanda:
„Yaşam,
Salt yemek, içmek
Ve sıçmak değildir
Yaşam bir ‚hülya’ için
Bir ‚düş’ için
Ve amansız bir sevda için
Kefen giymektir de
Ve yaşam
Bir karıncayı ezmeden
Bir Nergîz’i kırmadan
Bir Gelinciği soldurmadan
Yerle bir etmektir
Tahtını zulmün
Ve haykırmaktır özgürce
Amed burçlarında
Qesrê Qenco
Ve Birca Belek de“
*****
Rengarenk kefenleri sırtlarında
Şalûşepik ve cilûbergleri
Ve güleç yüzleriyle
Halaydalar
Govend’te el-ele
Kavgada yan-yana
Kıyamda can-cana
Geliyorlar milyonlar halinde
Ve akıyorlar Amed’e
Diyari kalbinê memleketimin
Ve taçına başımın
******
Ve yaşam kavgaysa
Kavga yürekse
Ve ateşse yürek
Hakkını vererek geliyorlar
Dudaklarında son nakaratıyla
Yarım kalan şarkının
Akıyorlar sökün sökün
******
Ve kefenleriyle yolda olanlar
Getirdiler ölümü aklına Ankara’nın
Ve ondandır it dalaşı
Ve telaşı
Apoletleri Zap’ta sökülen
Ve mağlup
Ve mahçup
Gerisin geri dönen Generaller
Sıtmadan beter titremedeler
Ve basınç yüksek
Ampül patladı patlayacak
Ne süngü
Ne miğfer
Ne kubbe
Kurtaramaz artık Recep’i
Hak ettiği sondan…
******
Babalarından devraldıkları
Kefenleriyle geliyorlar
Zeki Erinç’le İkbal Yaşar’ın
Kanadı kırılan 15’lik Cüneyd Ertuş’un
Ve meydan dayağından geçirilen kadınlarımızın
İntikamını almak için
Geliyorlar
Sırtlarında kefenleri
Dudaklarında yarım kalan şarkının
Son nakaratıyla..
adım,,, olmayanların adıdır heval...
zalimdir pençelerim en az harunun dağ başında haince katledilmesi kadar
yüreğim, yusufun kancık bir pusuya kurban gitmesi kadar kinlidir ...
eğri sevdalarımda var benim heval
ama hiç bir xece'nin siyabend'ine karası kadar değildir...
doğmayan bir çocuğun kanındandır yüzüm
simsiyah benzim,
ancak benzemekteyim sana heval...
benzemek inadına zagrosa axlata ve en derinlere
kanadımda vardır heval... sergilenmeden kopmuş
umudum da annemin göz yaşlarında hapiste
kör bir hücrenin lanet olası boğuk havasında kalmış hayallerim
ölmenin adı konulmamış, yahut benzetilmemiş yanlarından kokluyorum bende inadına
dedimya heval ... ancak sana benzemekteyim
sesinde soluğunda ve her attığın adım da bende bir hançer gibi saplanıyorum hainlerin göhsüne...
korkma sakın ...
korkmadıgını bildiğimdendir bu korkum
o zaman al göhsünde bir ninni edasında memleketimi
o zaman bir derin çığlığın adını koy kendince
dağlara heval... avazın cıktıgı kadar daglara...
Tarih: Cmt Hzr 21, 2008 10:20 am Mesaj konusu: burdayız biz..Peki ya BARIŞ....
burdayız biz..Peki ya BARIŞ....
Doğuyum ben
Adına türküler söylenen,ağıtlar yakılan...
Toprağına canlar verilen
Kanlar dökülen...
Çocuğum ben yetim kalan
Savaşın silah sesleriyle uyuyan
Anaların çığlığıyla uyanan...
Oysa ninnilerim vardı dinleyemediğim
söylenilemeyen...
Oysa oyunlar vardı oynanmamış
Gözler vardı yaşlanmamış
Oysa düşlerim vardı kirletilmemiş
Köy yolunda uçurtmalı düşlerim...
Anayım ben bağrı yanık.
Yaşlı gözleri yollarda
Gelmeyen agitleri,mizginleri bekleyen...
Dipsiz dünyada kalleşçe vurulan oğluyla ölen.
Ocaksız köyünde ezilen,direnen
Tek başına...
Oysa Oğulları olacaktı kucaklayacağı,
Toprağa sadık kalmak nedir, onlar bilir...
"Ana oğlun toprağın oldu, senin değil...!!!"
Oysa kızı olacaktı,
Çeyizine kes sor zer renkleriyle bezenmiş yazmasıyla...
"Ana toprağamı bağlayacaksın o renkleri?"
Babayım ben içine kapanmış.
Yüreği yangınlarda alevlenen...
Kan görmekten bıkmış gözlerden kanayan kanlı yüz.
"Baba içinin yangınını ben bilirim senin"
İsyan ettirdiler seni toprağa...
Başkaldırış yükseldi doruklarda.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız