Sitede Ara: Bingöl   Çewlik   Karliova   Genç  Yayladere Solhan  Yedisu Siirt  Amed  Mardin   Batman  AKP   DTP  CHP MHP

Anasayfa    Çewlik Forumu   Bingöl Haberleri  Resimler  Videolar  Radyo Sohbet    Üyeliğiniz    Köşe Yazarları    İletişim    Siirt

Cewlik.Org :: Başlığı Görüntüle - Cegerxwîn (1904-1984)
 SSSSSS   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   LoginLogin 

Cegerxwîn (1904-1984)

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Cewlik.Org Forum Ana Sayfası -> Biyografi
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
zilan12
Endamê Jêhatî
Endamê Jêhatî


Kayıt: Feb 15, 2008
Mesajlar: 405

MesajTarih: Prş Nis 24, 2008 8:35 pm    Mesaj konusu: Cegerxwîn (1904-1984) Alıntıyla Cevap Ver

Cegerxwîn (1904-1984)

Cegerxwîn, 1904'te Heser'in bir köyünde dünyaya geldi. Ailede on iki çocuktan yalnız üçü hayatta kaldı.Bir kız, iki erkek. Yoksulluk ve hastalık nedeniyle ailede on iki çocuktan ancak üçü hayatta kalmış. Onun yaşadığı dönem, şeyhlerin ve imamların toplum üzerinde etkin olduğu bir dönemdi. Köylülerin ekmeğini zorla ellerinden alıyorlardı ve Cegerxwîn de o köylülerden biriydi. Ailesini doyurmak için küçük yaşta çalışmaya başlayan Cegerxwîn, bey ve ağaların sömürgeceliğini çok iyi kavradı. Daha 15-16 yaşlarındayken baba ve annesini bir yıl arayla kaybeden Cerexwîn, bazen büyük kardeşi ve bezen de kız kardeşinin yanında kaldı, onlara çalıştı, çobanlık ve çiftçilik yaptı. 1918-1920 yılları arasında ise işçi olarak demir yollarında çalıştı.
Çocukluğunda birkaç yıl mollaların yanında dini eğitim alan Cegerxwîn, yoksulluk nedeniyle eğitimini tamamlayamadı. Şeyh ve mollaların yanında dini eğitimini tamamlamak için 1920'de Diyarbakır'a gitt ve 15 yıllık dini eğitimini 8 yılda tamamladı. Fakîlik döneminde Cegerxwîn ülkenin dört parçasını da gezdi, gördü ve Kürtler hakkında detaylı bilgiye sahip oldu. 1928'de imam oldu ve aynı yıl evlendi.
İmamlık yaptığı dönemde Kürt sorunu konusunda guyarlılığı artan Cegerxwîn, bu konuda şöyle yazdı: "Hatırladığım kadarıyla 1924 yılıydı, ben Erganili Şevki Bey'in yanında uyandım,orada yurtsever oldum. Kaç zaman önce ben bir Kürt şairdim, bazen şiirlerimi Arapça yazıyordum, ancak bu anlamlı ve önemli yurtseverliği bilmiyordum...
"Ben şahsen bu konuda habersiz ve bilgisizdim, hiçbir şayden haberim yoktu. Karnımı doyuracak ekmek ve medrese eğitiminin dışında, başka hiçbirşey aramıyordum. Benden öncekilerden, bu sözleri bazı arkadaşlarım duyup yazdılar... Şeyh Said Ayaklanması'ndan sonra 1925'-te ben bu alanda çalışmaya başladım."
1930'ların başında Cegerxwîn kafasındaki sarığı ve giydiği cüppeyi çıkartıp, şeyh ve imamların yaptıklarına karşı harekete geçince, yurtse- ver bey ve ağalar da onu desteklediler. İmamlıktan ayrıldıktan sonra iki köy kuran Cegerxwîn, bu köylerde eşitlikçi, sosyalist bir yönetim sağla- mak istedi. Ancak köylerde uygulamak istediği eşitlikçi yönetim pek fazla sürmedi, köylüler birbirlerine girdiler, o da köyleri terk edip Amûd'e gitti. Orada Cegerxwîn ve arkadaşları toplanıp bir dernek kurmaya karar verdiler ve 1937'de "Nediya Ciwankurd" (Kürt Gençlik Derneği) adıyla bir dernek kurdular.
Ancak pek fazla zaman geçmeden sömürgeci Fransa bu derneği kapattı. Dernek hakkında Cegerxwîn şöyle yazdı:"u ilk defadır ki, Cizre Kürtleri, Kürt gençler, ana dillerinde eğitim alıyorlar. Tarihi ve Kürt halkının durumunu öğreniyorlar...Bu ilk defadır ki, şarkı ve Kürtçe uzun havalar yüksek sesle Amûd şehrinin içinde söyleniyor. Kadınlar zılgıtlarla, erkekler kurşun sıkarak bizi kutluyor."
1946'da Cegerxwîn Hoybûn örgütüne girip çalışmaya başladı. Hoybûn'un adı değiştirilip "Kürdistan Özgürlük ve birlik Örgütü" yapılır. Cegerxwîn bu örgütten koptuğunda şöyle yazdı:"O zaman ben iyi tanıdım ki, Hoybûn!un adı değiştirildiği halde, hâlâ üyeleri birbirine bağlı kalmışlar ve hemen batıda kopamaz durumdalar. Oyunlar, dalavereler ve güç sahibi kişiler değiştirilmiyor. Koyun postuna saklanmış kurt gibiler."
1949'da Cegerxwîn komünistlerle arkadaşlık kurdu. O zaman tutuklanma, işkence görme dönemi de başladı. Cegerxwîn şöyle yazdı: "İlk defadır tutuklanıyorum. İlk defadır komünistlerle arkadaş oluyorum ve ilk defadır güç sahipleri ile aramıza ihtilaf girdi (...) Yeniden kendimi gözterdim ve yolumu değiştirdim. Başka bir dine geçtim, gericiliği ardımda bıraktım ve yurtseverlik, barışçıl ve evrensel değerler için ileriye yönelik güçlü adımlar attım." 1957'ye dek komünistlerle çalışan Cegerxwîn, bir süre de Cizre'de Barış Komitesi Başkanlığı'nı yürüttü.
Cegerxwîn ve komünistlerin işbirliği çeşitli nedenlerle bittiğinde, arkadaşlarıyla Azadî örgütünü kurdu. bu örgüt daha sonra 1958'de Demokrat Kürtler Partisi ile birleşti. Parti, 1959'da Cegerxwîn'i Irak Kurdistanı'na gönderdi ve bir süre Bağdat Üniversitesi'nde Kürtçenin Kurmanci lehçesinde Kürt gençlere ders verdi. Kürtler ile Bağdat hükümetinin arası bozulunca Demokrat Parti de dağa çekilmek zorunda kaldı ve 1962 yılında Irak devleti Cegerxwîn'i sınırdışı etti. Cegerxwîn tekrar Suriye'ye döndü.
1957'de Suriye Kürt Demokrat Partisi'nin kongresinde Cegerxwîn parti meclis üyesi seçildi ve ölünyece dek de bu görevini sürdürdü.
1969'da Cegerxwîn yeniden Irak Kürdistanı'na gitt ve bir yıl boyunca orada gerçekleştirilmeye çalışılan devrime katkıda bulundu. 1973'te Suriye hükümetinin baskıları sonucunda Lübnan'a giden Cegerxwîn, 1975'e kadar orada kaldı. Üçüncü divanını Beyrut'ta yayınladı.
1979'da İsveç'e yerleşti ve ömrünün son beş yılını İsveç'te geçirdi.


Not: Mehmet Uzun (Kürt Edebiyatı Antolojisi ) kitabından alıntıdır.


En son zilan12 tarafından Prş Nis 24, 2008 9:23 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
zilan12
Endamê Jêhatî
Endamê Jêhatî


Kayıt: Feb 15, 2008
Mesajlar: 405

MesajTarih: Prş Nis 24, 2008 8:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Şimdiye dek Cegerxwîn'in on dört eseri yayinlandı:
1-Birinci Divan "Prisk û Pêtî",1945.
2-Cim û Gulperî,1948.
3-İkinci Divan "Sewa Azadî" (Özgürlük İçin),1957.
4-Reşoyê Darê (Ağaç Kurdu),1956.
5-Atasözleri,1957.
6-Destûra Zimanê Kurdî, 1961.
7-Sözlük (birinci cilt),1962.
8-Sözlük (ikinci cilt),1962.
9-Üçüncü Divan "Kîne em?" (Kimiz Biz?), 1973
10-Mîdya û Salar, 1973.
11-Dördüncü Divan "Ronak" (Aydınlık), 1980.
12-Beşinci Divan "Zend Avista" (Zend Avesta),1981.
13-Altıncı Divan "Şefaq" (Şafak), 1983.
14-Yedinci Divan "Hêvî" (Umut), 1984.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
zilan12
Endamê Jêhatî
Endamê Jêhatî


Kayıt: Feb 15, 2008
Mesajlar: 405

MesajTarih: Prş Nis 24, 2008 8:46 pm    Mesaj konusu: Cegerxwîn Bazı Şiirleri Alıntıyla Cevap Ver

ÇİÇEKÇİ

Uyandığımda bir gül satıcı gördüm,
Gülü, gönüle değiştireceğine sevindim,
Gülü gönüle değiştireceğine.

Acı dolu yaralı bir kalbim vardı,
Gülü, gönülle değiştireceğine inanmadım,
Gülü gönüle değiştireceğine.

Pazarlık ettik, o dedi; başa baş satamam,
Güke tapan, can ile gönlünü verir.
Can ile gönlünü verir.

Ben dedim: Kim verir gönül ile canı bir güle,
O dedi: Bu pazarlıktır gönlü derde verir,
Gönlü derde verir.

Can ile gönlü verdim, gönül fertay eyledi,
Dedi: Ey Cegerxwîn, gönlü güle veriyorsun,
Gönlü güle veriyorsun.


CEGERXWÎN


En son zilan12 tarafından Prş Nis 24, 2008 9:10 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
evina



Kayıt: Feb 16, 2008
Mesajlar: 166

MesajTarih: Prş Nis 24, 2008 9:06 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

...

En son evina tarafından Prş Hzr 26, 2008 7:16 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
zilan12
Endamê Jêhatî
Endamê Jêhatî


Kayıt: Feb 15, 2008
Mesajlar: 405

MesajTarih: Prş Nis 24, 2008 9:06 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

KIZIL SEL

Ey kızıl sel,güçlü sel
Bu ova ve derleri sen kapladın

Damla ve sızıntılarla inince sen
İlk önce varlığını duyumsatmazsın damla ve sızıntılarla inince sen.

Bir araya geldin mi bir kez.
Küçük-büyük demeden ezer,yıkar yüreklere korku salarsın.

Neye çarpsan hemen kırarsın,
Şehir ve köyleri tümden yıkarsın.

Düşman önünden çığlıklarla kaçar,
Silahsız ve elleri boş yere yıkılır.

Hangi önderden böyle ders almışsın?
Nereden bu birliğe ulaşmışsın?

Biz de gidip onun yanında ders alalım,
El ele tutuşup birbirimizi görelim.

Arzumuz odur ki senin gibi birleşelim,
Önümüze çıkan düşmanları kırığ, geçelim.

Burjuvazinin yüreğine salalım eğelim,
Ayaklarımızın altında ezelim yılanın başını.

Sen milletin düşmanı, zenginlerin dostusun,
Hiç kimse senin gibi dinsiz,imansız olmasın.

Bu yoksul ve ezilenlerin önüne kattın,
Sevinç ve gülmelerini kursaklarında bıraktın.

Bu kerpiç ve ağaçlar, bu tahta ve oluklar
Üst üste yığılıp birer köprü oldular.

Sen, Ayzinhove ve Timurlenk gibi katı yürekli
Neden anlamsız bir savaş istersin sürekli?

Bu fakir ve kimsesiz yetimler
Duvar diplerinde ağlaşırlar.

Savaşlar her zaman zenginlere kâr getirir,
Çeker zararı hep işçi,köylü ve fakir...

Sen verirsin pamuk ile pirinci zengine,
İşçi ve köylüleri talan edercesine!..

Senin belan bize, Kârın ise onlara,
Başımıza musallat olmuşsun dönmüşsün pehlivanlara!

Bugünün onlara, yarın doğar bizim günümüz,
El ele verdiğimizde işte o gün görürsünüz!

Senin akışını zenginlerin başı gibi dağıtacağız,
Seni kanallarla donatıp toprağa akıtacağız...

Her yer artık seninle yeşersin,
Toprağın yüzü aydınlanarak gülsün.

Ne zaman arkadaşın zenginleri öldürürsek!
O arı dünya cennet gibi daha da güzelleşecek.

Savaşlara izin verilmeyecek,
Herkes esenlikle, kardeşçe yaşayacak.

Bu taht ve sınırlar aradan kalkacak,
Tüm uluslar birlikte özgürce yaşayacak.

Böylece demire egemen olacağız,
Tüm canlılar birbirlerini tanıyacak.

Toprağı sürüp işletelim,
İçinde saklı ne varsa çıkartalım.

İşte o zaman temiz ve güzel su herkese,
Sahip olur insan ambar dolusu mal,mülke!

Böylece sitem ve zorbalık kalkacak,
O zaman yiğitlik nedir anlaşılacak!

Gönlümüzce güzelleşsin her yan donansın,
Dertlerimiz bitsin güllerimiz yeşersin...

Suyun cam gibi berrak arı kalsın,
Kolların bir halı gibi açılsın.

Herkes güleç yüzlü, neşeli, gönlü hoş olsun,
Zincirsiz ve prangasız özgürce yaşasın.

İnsanlar eşit, kadın ve erkek farklı olmasın,
Tüm emekçiler kendileri için istekli çalışsın.

Sonbahar, kış, ilkbahar ve yaz gelecek,
Her yerde çekirdekler seninle yeşerecek.

Ağaçları önüne katıp sürüklemeyeceksin,
insanların evini yıkıp perişan bırakmayacaksın!

Zorbaların adları dünyadan silinecek,
Her yerde senin güzel rengin esecek.

Ey ülkemin suyu, unutma yürü ileri!
Yeşert göğsümde gül bahçeleri...

Çok yaşamadan erken ölürsem şayet,
O güzel anı yazık olur görmezsem!

Hiç olmazsa bu yaş tenin
Gül ve sümbüllerle yeşertisn...

Ey deli kızıl sel, inanıyorum ki deyişler söyleseler,
Daha güzel sallanır güller ve yemyeşil çimenler.

ey deli sel, ey tatlı güzel su!
Ben ve sen yaşamın sırrıyız!..

İyilik ve kötülük, gece ile gündüz gibi iz ize
Neden zorbalık yapalım birbirimize?

Kahrolsun zorbalık, ölsün zulmeden insan!
Yaşasın eşitlik her zaman ve her an...

Temiz karakterli, uzağı gören ilerici insanlar
Neden birleşmezler, ey yüreği yaralı Cegerxwîn!


CEGERXWÎN
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Cewlik.Org Forum Ana Sayfası -> Biyografi Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group

Bize Ulasin | Reklam Verin |  Istatistik |  www.çewlik.org  ücretsiz bir yazılım olan  PHP-Nuke  kodlarını kullanmaktadır.