Cegerxwîn, 1904'te Heser'in bir köyünde dünyaya geldi. Ailede on iki çocuktan yalnız üçü hayatta kaldı.Bir kız, iki erkek. Yoksulluk ve hastalık nedeniyle ailede on iki çocuktan ancak üçü hayatta kalmış. Onun yaşadığı dönem, şeyhlerin ve imamların toplum üzerinde etkin olduğu bir dönemdi. Köylülerin ekmeğini zorla ellerinden alıyorlardı ve Cegerxwîn de o köylülerden biriydi. Ailesini doyurmak için küçük yaşta çalışmaya başlayan Cegerxwîn, bey ve ağaların sömürgeceliğini çok iyi kavradı. Daha 15-16 yaşlarındayken baba ve annesini bir yıl arayla kaybeden Cerexwîn, bazen büyük kardeşi ve bezen de kız kardeşinin yanında kaldı, onlara çalıştı, çobanlık ve çiftçilik yaptı. 1918-1920 yılları arasında ise işçi olarak demir yollarında çalıştı.
Çocukluğunda birkaç yıl mollaların yanında dini eğitim alan Cegerxwîn, yoksulluk nedeniyle eğitimini tamamlayamadı. Şeyh ve mollaların yanında dini eğitimini tamamlamak için 1920'de Diyarbakır'a gitt ve 15 yıllık dini eğitimini 8 yılda tamamladı. Fakîlik döneminde Cegerxwîn ülkenin dört parçasını da gezdi, gördü ve Kürtler hakkında detaylı bilgiye sahip oldu. 1928'de imam oldu ve aynı yıl evlendi.
İmamlık yaptığı dönemde Kürt sorunu konusunda guyarlılığı artan Cegerxwîn, bu konuda şöyle yazdı: "Hatırladığım kadarıyla 1924 yılıydı, ben Erganili Şevki Bey'in yanında uyandım,orada yurtsever oldum. Kaç zaman önce ben bir Kürt şairdim, bazen şiirlerimi Arapça yazıyordum, ancak bu anlamlı ve önemli yurtseverliği bilmiyordum...
"Ben şahsen bu konuda habersiz ve bilgisizdim, hiçbir şayden haberim yoktu. Karnımı doyuracak ekmek ve medrese eğitiminin dışında, başka hiçbirşey aramıyordum. Benden öncekilerden, bu sözleri bazı arkadaşlarım duyup yazdılar... Şeyh Said Ayaklanması'ndan sonra 1925'-te ben bu alanda çalışmaya başladım."
1930'ların başında Cegerxwîn kafasındaki sarığı ve giydiği cüppeyi çıkartıp, şeyh ve imamların yaptıklarına karşı harekete geçince, yurtse- ver bey ve ağalar da onu desteklediler. İmamlıktan ayrıldıktan sonra iki köy kuran Cegerxwîn, bu köylerde eşitlikçi, sosyalist bir yönetim sağla- mak istedi. Ancak köylerde uygulamak istediği eşitlikçi yönetim pek fazla sürmedi, köylüler birbirlerine girdiler, o da köyleri terk edip Amûd'e gitti. Orada Cegerxwîn ve arkadaşları toplanıp bir dernek kurmaya karar verdiler ve 1937'de "Nediya Ciwankurd" (Kürt Gençlik Derneği) adıyla bir dernek kurdular.
Ancak pek fazla zaman geçmeden sömürgeci Fransa bu derneği kapattı. Dernek hakkında Cegerxwîn şöyle yazdı:"u ilk defadır ki, Cizre Kürtleri, Kürt gençler, ana dillerinde eğitim alıyorlar. Tarihi ve Kürt halkının durumunu öğreniyorlar...Bu ilk defadır ki, şarkı ve Kürtçe uzun havalar yüksek sesle Amûd şehrinin içinde söyleniyor. Kadınlar zılgıtlarla, erkekler kurşun sıkarak bizi kutluyor."
1946'da Cegerxwîn Hoybûn örgütüne girip çalışmaya başladı. Hoybûn'un adı değiştirilip "Kürdistan Özgürlük ve birlik Örgütü" yapılır. Cegerxwîn bu örgütten koptuğunda şöyle yazdı:"O zaman ben iyi tanıdım ki, Hoybûn!un adı değiştirildiği halde, hâlâ üyeleri birbirine bağlı kalmışlar ve hemen batıda kopamaz durumdalar. Oyunlar, dalavereler ve güç sahibi kişiler değiştirilmiyor. Koyun postuna saklanmış kurt gibiler."
1949'da Cegerxwîn komünistlerle arkadaşlık kurdu. O zaman tutuklanma, işkence görme dönemi de başladı. Cegerxwîn şöyle yazdı: "İlk defadır tutuklanıyorum. İlk defadır komünistlerle arkadaş oluyorum ve ilk defadır güç sahipleri ile aramıza ihtilaf girdi (...) Yeniden kendimi gözterdim ve yolumu değiştirdim. Başka bir dine geçtim, gericiliği ardımda bıraktım ve yurtseverlik, barışçıl ve evrensel değerler için ileriye yönelik güçlü adımlar attım." 1957'ye dek komünistlerle çalışan Cegerxwîn, bir süre de Cizre'de Barış Komitesi Başkanlığı'nı yürüttü.
Cegerxwîn ve komünistlerin işbirliği çeşitli nedenlerle bittiğinde, arkadaşlarıyla Azadî örgütünü kurdu. bu örgüt daha sonra 1958'de Demokrat Kürtler Partisi ile birleşti. Parti, 1959'da Cegerxwîn'i Irak Kurdistanı'na gönderdi ve bir süre Bağdat Üniversitesi'nde Kürtçenin Kurmanci lehçesinde Kürt gençlere ders verdi. Kürtler ile Bağdat hükümetinin arası bozulunca Demokrat Parti de dağa çekilmek zorunda kaldı ve 1962 yılında Irak devleti Cegerxwîn'i sınırdışı etti. Cegerxwîn tekrar Suriye'ye döndü.
1957'de Suriye Kürt Demokrat Partisi'nin kongresinde Cegerxwîn parti meclis üyesi seçildi ve ölünyece dek de bu görevini sürdürdü.
1969'da Cegerxwîn yeniden Irak Kürdistanı'na gitt ve bir yıl boyunca orada gerçekleştirilmeye çalışılan devrime katkıda bulundu. 1973'te Suriye hükümetinin baskıları sonucunda Lübnan'a giden Cegerxwîn, 1975'e kadar orada kaldı. Üçüncü divanını Beyrut'ta yayınladı.
1979'da İsveç'e yerleşti ve ömrünün son beş yılını İsveç'te geçirdi.
Not: Mehmet Uzun (Kürt Edebiyatı Antolojisi ) kitabından alıntıdır.
En son zilan12 tarafından Prş Nis 24, 2008 9:23 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız